Bunları Biliyor musunuz?

İşitme protezleri çeşitli biçimlerde ola¬bilir; kullanılacak aygıtın dış görünüşü teknik zorunlulukların yanı sıra heki¬min önerisi ve taşıyıcının beğenisi gibi başka etkenlere de bağlı olarak değişir.Hekimi ilgilendiren konular işitme aygıtının yeterince güçlü olmasına dikkat etmek, hastanın durumuna göre kemik ya da hava yoluyla iletim sağ¬layan bir protez önermek ve hastanın işitme eşiğinin ne kadar üstünde ağrı duyduğunu belirlemektir.

Kulak salyangozundaki hasarın en tipik belirtisi işitme üst sınırının ve ağrı eşiğinin aşağı çekilmesidir. Normal bir kulak sesi belirli bir şiddete ulaştıktan sonra işitmeye başlar; işitme organının fre¬kanstan bağımsız olarak en hafif sesle uyarılabildiği bu noktaya işitme eşiği denir. Normal bir kulakta işitme duyusu ses şiddetinin yükselmesiyle orantılı olarak artar ve işitmenin üst sınırına ulaşıldığında ağrıya dönüşür.

Salyan¬goz hasta olan kulakta ise işitme duyusundaki artış çok daha anidir; hafif ses¬ler hiç işitilmezken şiddetli sesler nor¬mal bir kulağa geldiği kadar yüksek ge¬lebilir ve hasta çok daha az şiddetli ses¬lerde ağrı duymaya başlayabilir.Bu gibi durumlarda işitme eşiğiyle ağrı eşiği arasındaki aralık azaldığın¬dan işitme protezi kullanmak zorlaşır. Sesin ya hastanın işitemeyeceği kadar hafif, ya da hastaya ağrı verecek kadar yüksek olma tehlikesi vardır.Sorunu çözmek için işitme aygıtına sesi güçlendirme düzeyini otomatik olarak de¬netleyen mekanizmalar takılabilir. Bun¬lar İngilizce’de “otomatik ses kontrolü” anlamına gelen Automatic Volume Control sözcüklerinin baş harfleriyle AVC olarak adlandırılır. AVC ve başka modern sistemlerle donatılmış aygıtlar algılama tipi sağırlı¬ğı olan hastalar için de yararlıdır. Her ses frekansı için işitme eşiğini saptayan odyometri testiyle hekim işitme kaybı¬nın derecesini belirleyerek güçlendirme derecesi ve güçlendirdiği ses frekansların buna uygun bir protez önerir.

İşitme kaybının tipine ve özellikle kemik yoluyla ses iletiminin bozulup bozulmamış olmasına göre sesi kemik (kulak arkası kemiği) ya da hava (orta¬kulak boşluğu) yoluyla ileten aygıtlar kullanılabilir. Son yıllarda hava yoluy¬la iletimin çok yetersiz olduğu durum¬larda bile işlev gören duyarlı aygıtların kullanıma girmesiyle bu sorun büyük ölçüde önemini yitirmiştir.

Nefes Darlığı, Solunum Güçlüğü

Soluk alıp vermenin güçlükle yapıldığı zor¬lu solunuma nefes darlığı, tıptaki adı ile dispne denir. Normalde bilinçsiz ve rahat¬ça yaptığımız fizyolojik bir olay huzursuz¬luk içinde ve zor olarak yapılır bir hale gel¬miştir. Normal solunum hareketi sinir sis¬teminin bir bölümü olan bulbustaki solu¬num merkezinden yönetilen bazı refleks¬lerle (Hering-Breuer refleksi) düzenlenerek kendiliğinden (spontane) devam eden, ya¬şam bakımından önemli bir olaydır. Soluk alma (inspırium) aktif, soluk verme (exprium) ise pasif olarak cereyan eder. Nor¬malde, dakikada 14-18 defa soluk alıp veririz.

Yenidoğanda ise doğumla başlayan solunum dakikada 44 kadardır. Bir defada ortalama 500 cm3 hava soluruz ki buna so¬lunum hacmi (tidal volum) adı verilir. Da¬kika solunum hacmi, maksimal solunum kapasitesinin % 30'unu geçince (yani 50 İt.) hasta nefes darlığından şikâyet eder. Solunum yedeği azaldığından bu eksikliği gidermek için çok kere solunum hızlanır ki buna (polypnea) veya taşipne adı verilir. Bunun tersi olarak solunum sayısının daha da azalması (bradipne) üremi ve diyabet komaları ile daha ağır zehirlenme olayla¬rında görülür.İç çekme (sighing respiration) dediğimiz olayda normal solunum ritmi derin bir so¬luk alma ile kesilmiştir. En çok sinirli kim¬selerde görülür, dispne sayılmaz.Solunumun yarıda kesilmesi plevra iltihap, larında, kaburga kırıklarında, kaburgalar-arası sinir ve adale ağrılarında görülür.

Hem ritm hem de solunum derinliğinin de¬ğiştiği düzenli olmayan solunum (Biot so¬lunumu) ve periyodik olarak solunumun derinleştiği periyodik solunum (Cheyne-S-tokes solunumu) gibi solunum biçimleri bazı hastalıkların belirtileridir. Birçok kalp hastalığında, özellikle sol kalp yetmezli-ğinde bu tip solunum şekli karakteristiktir.Ölüme yakın hastalarda görülen gürültülü trakeal solunum (stetor) öksürük refleks¬lerinin kaybolması sonuou trakeada biri¬ken salgılar sonucu meydana gelir.

Üst sotunum yollarının daralma ve tıkan¬malarında (angin, difteri, alerjik larenks ödemi, yabancı çişim), akciğer içi bronşla¬rın daralma ve tıkanmalarında (astım bronşiale, boğmaca, akut bronşit, anfizem, atelektazi, bronş kanserleri, pnömoni, akciğer ambolisi ve infarktüsü)ve plevra hastalık-larında (plörezi, pnömotoraks) dispne mey¬dana gelir.

Baş dönmesiyle beliren iç kulak Hastalığı

İç kulaktaki labirentin bir hastalığıdır. Baş dönmesi, kulak uğultusu, kulakta dolgun¬luk hissi ve işitme kaybı ile karakterizedir. Henüz nedeni hakkında tam bir bilgi edinilememiştir. Çoğunlukla 40 yaşının üzerindeki kimse¬lerde görülür ve krizler şeklinde ortaya çıkar. Hasta, tamamen sıhhatte iken bir-denbire başlayan baş dönmesi, şahsı oturma veya yatmaya zorlar ve hatta düş¬mesine sebep olabilir. Hastada şuur kaybı olmaz. Bulantı, kusma ve hasta kulakta işitme kaybı görülür. Baş hareketleri ile belirtiler şiddetlenir. Nistagmus ortaya çı¬kar ve hasta, nistagmusun olduğu yöne yatar. Krizler arasındaki sakin devrede belirtiler çok çeşitli olabilir. Kulak zarı normaldir. Her krizden sonra işitme kaybı gittikçe artar. Tedavisi, genel olarak tıbbi ve cerrahi ol¬mak üzere ikiye ayrılır. Öncş tıbbi tedavi denenir. Eğer krizler sık geliyor ve baş dönmeleri nedeniyle normal yaşantısı sık lıkla aksıyor ise, ayrıca işitmesi bozulmuş¬sa cerrahi girişime karar verilir.

KULAK BURUN BOĞAZ HİJYENİ KONUSUNDA FAYDALI BİLGİLER

Burada yer alan tedbirler aslında hepimizin uyması gereken kurallar olup, bazı hususlar, bazı hastalıkları olanlar için daha da önem arz etmektedir.

  • 80 dB ve üzeri sese-gürültüye maruz kalmaktan kaçının, yüksek volumlü müzik vs olduğu ortamlarda hoparlörlerden uzak durun. Böyle bir gürültüye maruz kaldıktan sonra işitme ile ilgili bir sorun veya kulaklarda çınlama söz konusu ise zaman kaybetmeden hekiminize başvurun.
  • İşitme kaybınız varsa ototoksik (iç kulağa zarar veren) ilaçlar kullanmaktan kaçının, herhangi bir konuda size tedavi planlayan hekiminizi işitme kaybınızla ilgili olarak bilgilendirin.
  • İşitme fonksiyonunu uzun vadeli olarak korumanız için kolesterol, trigliserit, kan şekeri ve tansiyonunuzun uygun şekilde seyrettiğinden emin olmanız gerekir.
  • Kulaklarınızı kulak temizleme çöpüyle temizlemekten uzak durun, pamuk parçası ile sadece kulak kanalı girişini temizleyin veya banyodan sonra kurulayın.
  • Banyoda kulak kanalınızın içine, temizleme amacıyla şampuan vs ile müdehale etmeyin, diğer yabancı maddeleri kullanmayın.
  • Sigara ve alkol tüketiminden uzak durun, baş boyun kanserlerinin oluşumunda en çok bu iki faktör suçlanmaktadır. Sigara, aynı zamanda ateroskleroz ve damar tıkanıklığını arttırarak kulakla ilgili problemleri davet edebilir.
  • Sabah kalktığınızda ve akşam yatmadan önce tuzlu-karbonatlı gargara ile burun lavajı yapın. Tuzlu-karbonatlı gargarayı, bir bardak suya 2 çay kaşığı tuz, 2 çay kaşığı karbonat koyarak hazırlayın. Tansiyon probleminiz varsa gargarayı yutmaktan kaçının.

Özellikle Meniere hastaları şu konulara dikkat etmelidir:

  • Aşırı tuz ve tuz içeren gıdalardan kaçınmalıdır.
  • Kafeinli içeceklerden uzak durmalıdır.
  • Uyku düzenine uymalıdır.
  • Stresten kaçınmalıdır.
  • Yorgunluktan kaçınmalıdır.
  • Sigara ve alkolden uzak durmalıdır
  • Sesinizi ekonomik kullanmaya özen gösterin, yüksek volümlü konuşma, ses telinde nodül ve polip oluşumuna neden olabilir.
  • Yatmadan 2 saat kadar önceden yeme ve içmeyi kesin, aksi halde larengofarengeal reflü hastalığını (mide asitinin gırtlak ve yutak bölgesine kadar gelmesiyle bu bölgelerde oluşan değişiklikler) davet edebilirsiniz.
  • İyonizan ve elektromanyetik radyasyondan mümkün olduğunca kaçının.
  • Deniz veya havuzda dalma, fizyolojik bir olay değildir. Kulak zarı, orta ve iç kulağın yanı sıra sinüsler içinde bazı riskleri arttıran bir durumdur. Dolayısıyla, işitme kaybı ve sinüziti olanlar başta olmak üzere herhangi bir KBB problemi olmayan kişiler için de dalmanın işitme kaybı ve sinüs hastalıkları riskini arttırdığı bilinmektedir.
  • Kulak zarında delik olan kişiler veya dış kulak yolunda sık enfeksiyon geçiren kişilerin kulaklarına su kaçırmaması gerekir. Bunun için vazelinli pamuk kullanmak yeterlidir. Dış kulak yolu enfeksiyonuna sık maruz kalan kişilerin ise kullandıkları kulak tıkaçlarının temizliğine özen göstermesi gerekir.
  • İşitme kaybı olan bireylerin en az yılda bir kez işitme kontrolünden geçmeleri uygundur. İşitme seviyelerindeki değişim durumunda zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerekir.
  • Aşırı sıcak, aşırı soğuk içeceklerden, boğazı tahriş eden asitli içeceklerden kaçınmak gerekir. Boğaz ağrısı durumunda aşırı sıcak içeceklerin faydalı olduğu bilgisi yanlıştır, enfeksiyonun yanı sıra tahribatı arttırmaktan başka işe yaramaz.
  • Bulunduğunuz ortamda, havayı nemlendirmeye dönük tedbirler alın, kış mevsiminde kalorifer petekleri üzerine konan geniş yüzeyli su kapları bu konuda faydalı olacaktır. Özellikle burun ve boğaz kuruluğu olanların bu konuya dikkat etmesinde yarar vardır. Bu kişilerin ayrıca günlük su ihtiyacını karşıladıklarından emin olması gerekir.
  • Sabah ve akşam diş fırçalarken dilin ön ve arka kısmı da fırça ile temizlenmelidir. Bu konuya özellikle ağız kokusundan şikayet eden kişilerin dikkat etmesinde yarar vardır.
  • Kulak zarınızda bir problem yoksa ve sık dış kulak yolu enfeksiyonu geçirmiyorsanız kulaklarınızı yıkatmanızın bir sakıncası yoktur. Ancak sayılan durumlar varsa aspiratör ile kulak temizlenebilir. Kulak yıkatmak, alışkanlık yapar düşüncesi doğru değildir.

GÜRÜLTÜYLE İLGİLİ EN ÇOK MERAK EDİLENLER

10 kişiden birinde, işitme kaybı rahatsızlığı bulunmaktadır ve bu kayıp normal konuşmayı ve anlayabilmeyi etkilemektedir. Aşırı sese maruz kalma, işitme kaybının en sık görülen nedenlerinden bir tanesidir.

Gürültü Gerçekten Kulaklarımı Etkileyebilir mi ?

Evet,gürültü tehlikeli olabilir. Eğer ses yeterince yüksekse ve uzun sürerse isitmemize zarar verebilir. Gürültü sonucu meydana gelen hasar, işitme siniriyle ilgili isitme kaybı ya da sinir kaybı olarak ifade edilmektedir. Gürültü, başka faktörler nedeniyle de oluşabilir ancak gürültü sebebiyle meydana gelen işitme kayıpları, azaltılabilir ve hatta önlenebilir.

Kulak Nasıl Çalışır ?

Kulağın üç ana bölümü vardır. Bunlar; dış kulak, orta kulak ve iç kulak olarak ifade edilmektedir. Dışarıdan görebildigimiz parça olan dış kulak kendi kanalına açılır. Kulak zarı dış kulak yolunu orta kulaktan ayırır. Orta kulaktaki örs, çekiç ve üzengi kemikçikleri iç kulağa sesin iletilmesine yardımcı olurlar.İç kulakda işitme ve dengeye hassas hücrelerle, beyne giden işitme siniri vardır.Herhangi bir ses kaynağı kulağa titreşim veya ses dalgaları gönderir. Bunlar dış kulak yolu vasıtasıyla iletilir ve kulak zarına çarparak zarın titreşimini saglar. Bu titreşimler orta kulağın küçük kemikçiklerine iletilir ve kemikçikler yoluyla iç kulağa buradan da işitme sinirine geçerler. Titreşimler iç kulakda sinir uyarıları haline dönüştürülür ve direkt olarak beyne giderler. Beyne gelen uyarılar müzik, kapı çarpması gibi ses olarak algılanır. Ses çok fazla oldugu zaman iç kulaktakı sinir uçlarını öldürmeye başlar. Yüksek sese maruz kalma süresi uzadıkça daha fazla sinir ucu harap olur. Sinir ucu sayısı azaldıkça da işitme azalır. Ölü sinir uçlarını canlandırmak mümkün değildir ve hasar kalıcıdır.

Sesin, kulağım için zararlı olduğunu nasıl anlayabilirim ?

Gürültüye duyarlılık, kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Genel olarak sesinizi duyurmak için bağırmak zorunda kaldığınız gürültülü ortam, kulağınızı ağrıtan sesler, kulağınızı çınlatan gürültü ya da maruz kaldıktan sonra duyma kaybına neden olan sesler, işitmenize zarar verebilir. Bilimsel olarak ses; sesin şiddeti ya da sesin yüksekliği şeklinde, desibel (dB) olarak ölçülmektedir. Tizlik ise saniyedeki ses titreşim frekansı olarak ölçülür. Düşük tizlik (tuba gibi derin ses) daha az titreşime neden olurken, yüksek ses (violin gibi) daha fazla titreşime neden olmaktadır.

Frekans ve İşitme Kaybı Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ?

Frekans saniyedeki devir veya Hertz (Hz) olarak ölçülür. Sesin tizliği ne kadar yüksekse frekansı da o kadar fazladır. Genel olarak en iyi duyan çocuklar, orgların en düşük notası olan 20 Hertz'lik sesten, köpek havlama sesinin en tizi olan 20.000 Hertz'lik sese kadar sesleri ayırt edebilmektedirler. İnsan konuşması, 500 - 2.000 Hz arasında değişir ve pek çok insana çok yüksek veya çok alçak frekanslı seslerden daha gürültülü gelir. Duyma kaybı başlayınca yüksek frekanslar daha önce kaybedilir. Bu da işitme kayıplı insanların, bayan ve çocukların yüksek tiz sesleri, neden daha zor duyduklarını açıklar. Yüksek frekanslardaki duyma kaybı, ses bozulmasına yol açar. Böylece ses duyulmasına rağmen anlaşılamaz. Ayrıca işitme kayıplı hastalar benzer duyulan kelimeler arasındaki farkı ayırt edemezler çünkü bu sessiz harfler diğer sessizlere ve sesli harflere nazaran daha yüksek frekans aralığına sahiptirler.

Desibel Nedir ?

Sesin şiddeti-yüksekliği, desibel (dB) olarak ölçülmektedir. Bu yükseklik, insan kulağının duyabileceği en düşük sesten (0 dB), roketin havalanma sesine (180 dB) kadar değişmektedir.

Duymamı Etkilemeksizin dB Ne Kadar Yükseğe Çıkabilir ?

Pek çok uzman, 80 dB' den daha fazla sese maruz kalmanın zararlı olduğu konusunda hem fikirdir .

Duyduğum Gürültüye Maruz Kalma Süresinin, İşitmedeki hasarla İlişkisi var mıdır ?

Evet. Yüksek sese ne kadar uzun süre maruz kalırsanız o kadar hasar gelişir. Ayrıca sesin kaynağına ne kadar yakınsanız hasar o kadar fazla olacaktır. Son yıllarda yapılan çalısmalar gençlerde isitme kayıpları rahatsızlığında artışların olduğunu göstermektedir. Yüksek sesle ve özellikle kulaklıkla dinlenen müzikler, bu artışın önemli nedenlerinden bir tanesidir.

Gürültü, İşitme Kaybı Dışında Başka Rahatsızlıkların da Görülmesine Neden Olabilir mi ?

Kulak çınlaması, gürültüye maruz kalma sonrası görülmektedir ve genellikle kalıcı olmaktadır. Bazı insanlar yüksek sese, sinirlilik reaksiyonu göstermektedirler. Ayrıca kalp hızı ve kan basıncı ya da mide asidinde artış ve dikkat dağınıklığı görülebilir.

İşitme Koruyucularını Kimler Kullanmalıdır ?

Eğer gürültülü bir ortamda çalısmak zorundaysanız koruyucu kullanmanız önerilir. Ayrıca bu koruyucular; güçlü elektrikli aletler, gürültülü bahçe aletleri ya da ateşli silah kullanımı sırasında da bırakılmamalıdır.

İş Sırasında Gürültüye Maruz Kalmayla İlgili Kanunlar Nelerdir ?

80 dB üzerinde gürültüye maruz kalma işitme kaybına yol açar ve daha yüksek sesler bu hasarı arttırır. Korunmamış kulaklar için izin verilen maruz kalma süresi ortalama gürültü seviyesinde her 5 dB artış için yarısı kadar azaltılmalıdır. Örnegin 90 dB için maruz kalma süresi 8 saat, 95 dB için 4 saat ve 100 dB için 2 saat olmalıdır. İzin verilen en yüksek gürültü seviyesi korunmus kulak için günde 15 dakika ve 115 dB'dir.140 dB üzerindeki gürültü kabul edilemez.

ABD'de mesleki güvenlik ve saglık birliği yönetimi 1983 yılı isitme koruma kanununda gürültülü çalışma ortamlarında işitme koruma programı uygulamayı istemektedir. Bu ise ortalama 85 dB veya daha fazla gürültüye maruz kalan yaklaşık 5 milyon çalışanda yıllık işitme testi yapmayı kapsar. İdeal olarak gürültülü makine ve çalışma ortamları daha az gürültülü aletlerle donatılmalı ya da çalışma saatleri azaltılmalıdır. Ancak bunun maliyeti pahalıdır. Alternatif olarak kişisel işitme korumaları ortalama 90 dB'den yüksek gürültüde kullanılmalıdır. Gürültü ölçümleri işitme koruması ihtiyacını gösterirse işveren tarafından işitme koruyucuları temin edilmelidr. Yıllık işitme testleri yüksek frekanslarda 10 dB ya da daha fazla işitme kaybını gösterirse çalışan bilgilendirilmeli ve gürültü 8 saat için 85 dB'den fazla ise işitme korumaları kullanmalıdır. İşitmede daha fazla kayıp ya da kulak hastalığı ihtimali KBB uzmanına görünmeyi gerektirir.

İşitme Koruyucuları Nedir ve Ne Kadar Etkilidir?

İşitme koruyucu aletleri (Kulak Tıkacı ve Kulak Maskesi) kulak zarına ulaşan sesin şiddetini azaltırlar. Kulak tıkacı dış kulak yoluna uyan küçük aletlerdir. Etkili olmaları için total olarak kulak kanalını tıkamaları gerekir. Çesitli tip ve ebatlarda olabilirler. Kulakta tutamayan kişiler için baş bandı ile birlikte kullanılabilirler. Kulak maskesi kulaği kaplayacak şekilde oturur ve kulak kanalının tüm çevresini bloke eder. Bunlar uyumlu bantlarla yerlerinde tutulur. Gözlük çevresini ve uzun saç çevresini kapatmazlar ve ayarlanabilir baş bandı kulak maskesini yerinde tutmak için yeterlidir. Kulak tıkaçları rahat bir şekilde yerleştirilmeli ve böylece kulak kanalı tamamen kapanmalıdır. İyi uymayan kirli veya yırtılmış tıkaçlar kanalı kapatmaz ve rahatsız edebilir. Uygun, iyi oturmuş tıkaçlar sesi 15-30 dB azaltabilir. İyi tıkaçlar ve maskeler sesin azaltılmasında eşittirler ancak tıkaçlar düşük; susturucular yüksek frekanslarda etkilidirler. Tıkaç ve susturucuların birlikte kullanımı tek baslarına kullanıma nazaran 10-15 dB daha fazla koruma saglar. 105 dB'den yüksek sesler için beraber kullanım düşünülmelidir.

Kulak enfeksiyonu deyip geçmeyin

Çocukların okulda en sık karşılaştığı Hastalıkların başında gelen kulak Burun boğaz rahatsızlıkları, işitme kaybına kadar giden sorunlara yol açabilir.Kreş, anaokulu ve ilk öğretim çağı çocuklarında en sık görülen hastalıklar, genellikle kulak, burun, boğaz yollarıyla bağlantılı oluyor. Üst solunum yolları enfeksiyonlarının kolayca bulaşması ve sık sık tekrarlamaları okul döneminde başlayan ve bazen erişkin hayatta da yıllarca sürebilecek kulak burun boğaz (KBB) hastalıklarına yol açabiliyor.