Diğer Hastalıklar

MİGREN TEDAVİSİ

Migren başağrısı ile karekterize olmakla birlikte bulantı, kusma, baş dönmesi, ışık ve ses hassasiyeti, duygusal durumda çöküntü benzeri birçok yakınmayı içeren, ataklarla seyreden bir hastalıktır.

Migrenin nedeni

Migrenin nedeninin tam olarak bilinmediği hastalara belirtilmektedir. Çünkü sorunun kaynağı beyinde aranır ve bulunamaz. Nöral terapi yaklaşımında migrenin sebebinin nörovejetatif (otonom) sinir sisteminin çalışma bozukluğu olduğunu biliyoruz. Ataklar sırasında otonom sinir sisteminin belli başlı fonksiyonları bozulmaktadır (bulantı,kusma, barsak hareket bozuklukları vd). Migrenli hastanın anamnezi (öyküsü) alındığında migrenin nedeni de ortaya çıkarılabilmektedir.

Migren sıklığı

Migren Hastalığı Daha çok kadınlarda görülür. Her 5 kadından birinde migren vardır. Migren çoğunlukla 20-30’lu yaşlarda daha sıktır. Ancak bebek ve çocuklarda da olabilir. 50 yaş üzerinde migren başlaması olağan değildir.

Tanısı

Hastanın yakınmalarını dinleyerek ve yapılan nörolojik muayene sonrası tanı konulur. MR, tomografi, EEG benzeri incelemeler migren dışı nedenlerden şüphelenildiğinde yapılmalıdır.

Migrenin belirtileri

Yarım başağrısı, bulantı-kusma, ışık ve ses hassasiyeti çok bilinen yakınmalardır. Ancak her zaman yarım başağrısı olmayabilir. Ancak ağrının kişiyi işinden alıkoyacak şiddette olması önemlidir. 3-4 saatten 3 güne kadar süren ataklar mevcuttur. Başağrısı kişinin günlük aktivitelerini engelleyecek düzeydedir. Auralı migrende başağrısı başlamadan önce ışıklı çizgiler, karanlık noktalar, görmede bulanıklaşma benzeri yakınmalar mevcuttur. Çok nadiren geçici felçler bile görülebilir.

Çocukluk çağı migrenlerinde başağrısı olmayabilir. Başağrılarına kusmalar genelde eşlik eder. Başağrısı olmadan sadece kusmalarla veya karın ağrısı biçiminde de görülebilir. Erişkin migrenine benzemez. Bu nedenle çocukların çoğunluğunun migrenli olduğu da bilinmez. Hatta çocukların numara yaptığı düşünülebilir. Bu nedenle çocuklarda bir gün içinde olup biten hastalanma ataklarında migreni akla getirmek lazım.

Migrenin tipleri

Auralı ve aurasız olarak ayrılmaktadır. Ancak özellikle akupunktur ile uğraşanlar migren ağrılarını 4 ayrı gruba ayırırlar. Karaciğer/safra kesesi migreni, serikal kaynaklı migren, hormonal migren, hava durumuna bağlı oluşan migrendir. Safra kesesi migreninde ağrılar genellikle gece 1 ile 3 arasında başlamaktadır. Alkol, ağır yağlı yiyecekler, fazla kahve ve kola tüketimi ağrıyı tetikler. Hormonal migrende adet döneminde ve bazen yumurtlama döneminde ağrılar belirgin olmaktadır. Mevsimsel migrende hava değişikliği, nem oranının arttığı alçak basınç durumunda, uçak seyahatleri sonrasında ağrılar başlamaktadır. Servikal kaynaklı migrende ise boyun patolojileri ön planda yer almaktadır.

Migren kalıtsal mıdır?

Migren hastalarının ailesinde genelde migrenli kişiler vardır. Ancak migren hastalığı kalıtsal olarak geçmemektedir. Aileden migrene yatkınlık alınır. Vücudu etkileyen dış etkenler yatkın kişilerde öncelikle migrenin ortaya çıkmasına neden olur.

Migren ağrılarından kurtulma yolları

İlaç tedavileri ile sıklığı azaltılıp, atakların hafif atlatılması sağlanabilir. Özellikle hormonal migren menapozla azalır veya geçer. Bazen ağrılar sık tekrarladıkça sürekli alınan ilaçlar çözüm olmamaktadır. Bir süre sonra sürekli alınan ilaçlara bağlı başağrıları gelişmektedir. İlaçlar çözüm olmamakla birlikte bağımlılık benzeri tablo gelişmektedir. Hergün ilaç alınmazsa ağrılar şiddetlenmektedir. İlaçlar dışında etkin tedavi yöntemleri nöral terapi, akupunktur ve manyetik alan tedavisi olarak sayılabilir. Nöral terapinin etkili olduğu hastalıkların başında migren gelmektedir. Nöral terapide bozucu alan olarak tanımlanan hastalık odağı olanlarda akupuntur tek başına yeterli olmamaktadır.

Nöral terapinin tedavi etkinliği

Nöral terapi ile tüm hastalarda çok iyi sonuçlar alınmaktadır. Ağrıları bastırmaya yönelik olmayan bu tedavilerde hastalığın nedeni ortadan kaldırılmaktadır. İyileşme kalıcı olarak sağlanmaktadır. Hastalığın şiddeti, uzun zamandır olması, hastanın yaşı vb. durumlar iyileşme sürecinde sorun yaratmamaktadır.

Botox enjeksiyonları ile migren tedavisi

Baş ağrınız migren olabilir mi?

Baş ağrısı olan bir hastada tedavinin ilk basamağı ağrının tipini belirlemektir. Ağrının migren, gerilim, cluster, tansiyon ya da diğer nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirleyebilmemiz için kliniğimizde sizi ön değerlendirmeye alıyoruz.

Baş ağrınız ilaçlarla geçmiyor ise ne yapabiliriz?

Eğer baş ağrınız ilaçlarla geçmiyorsa Botox enjeksiyonu sizin için bir seçenek olabilir.

Botox nedir ve nasıl etki eder?

Botox, küçük doz Boulinum toxini içermektedir. Bu toxin kasları geçici bir süreyle gevşeterek hareketsiz bırakır. Enjeksiyonları alın, şakaklar ve enseye uygulamaktayız. Bu uygulamadan sonra hastalar daha genç görünürler.

Botox baş ağrısını nasıl geçirir?

Her ne kadar botoxun baş ağrısını nasıl tedavi ettiğinin mekanizması tam olarak bilinmese de kasların arasından geçen sinirler üzerindeki baskının kaldırılması ile bu etkinin gerçekleştiği en olası tahmindir.

Botoxun etkisi ne kadar sürer?

Enjeksiyondan sonra oluşan kas gevşemesi 3 ay ile 6 ay arasında devam eder. Migren ağrısındaki etkisi 1 ila 3 ay arasındadır. Başın hangi bölgelerine enjeksiyon uygulanır? Ağrınızı tetikleyen bölgelere bir ya da daha fazla enjeksiyon yapılabilir. Tetikleyici bölge genellikle sağ ya da sol alın, şakak ya da ensedir.

Botox enjeksiyonu ne kadar hızlı etki eder?

Enjeksiyon yapıldıktan 2 ila 7 gün sonra etki görülmeye başlar. Enjeksiyondan bir ay sonra yapacağımız muayene ve testler ilee tedavinin etkisini araştırırız.

Botox enjeksiyonunun en sık görülen yan etkileri nelerdir?

Botox enjeksiyonundan sonra yüz görünmünde gençleşme hastalarımızın çoğunun memnun kaldığı bir yan etkidir. Botox enjeksiyonları çok nediren yan etki gösterir. Enleksiyon bölgesinde nadiren şişlik, kızarıklık ve hassasiyet gözlenebilir. Uygulama sırasında uygulanan buz kompresi şişlik ve ağrı oluşmasını engelleyecektir. Geçici olarak üst göz kapağında güçsüzlük de görülebilen bir yan etkidir.

Botox ile baş ağrıları rahatlıyorsa bu ne anlama gelir?

Yapılan çalışmalar %80 hastada botox enjeksiyonu sonrasında baş ağrılarının kayda değer bir şekilde iyileştiğini göstermiştir. Ancak botoxun etkisi elbette geçicidir. Botox enjeksiyonuna iyi yanıt veren hastalar cerrahi tedaviden fayda görebilecekleri için şanslı hastalardır. Çünkü cerrahi teknikler ile bu etki kalıcı hale getirilmektedir.

SAMAN NEZLESİ

Saman nezlesi yalnızca çiçek tozlarına bağlı olarak değil, ev ve sokaklardaki adi tozlar ya da çalışma yerlerindeki bazı kimyasal maddelerden kaynaklanan tozlarla da ortaya çıkabilen bir allerjik nezle durumudur.Yaz gribi ise bilinen grip (Virüs enfeksiyonları) den farklıdır, gribin aksine saman nezlesi gibi havadaki parçaçıklara karşı gelişen bir alerjidir. Saman nezlesi ve yaz gribi tıp dilinde allerjik rinit olarak bilinen durum için kullanılan yaygın isimlerdir. (Rinit, burun iltihabıdır.)Her yıl çok sayıda insan allerjik rinite yakalanmaktadır. Bazıları çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engellemekte ve yaşam kalitesini bozmaktadır.

Saman nezlesinin tedavisinde başarıyla uygulanan bir başka yol ise, “Duyarsızlaştırma” {deserısîüzation-hyposensitization} yöntemidir. Bu yönlümle kişinin aşırı duyarlık hali ortadan kaldırılmaktadır. Duyarsızlaştırma şöyle gerçekleştirilmektedir: Allerjik kişinin duyarlı olduğu çiçek ya da ev tozu çeşidi ortaya çıkarıldıktan sonra bu toz çeşidini içeren bir hülasa-öz (extract) hazırlanır ve bu öz belli aralıklarla ve artan dozlarla allerjik kişinin deri altına zerk edilir. Bu tedavi bir yıllık bir dönemi kapsar. Maksimal doza erişildiğinde ise, bir yıllık sürenin geri kalan bölümünde ayda bir kez zerk yinelenir. Böylece allerük kişilerin durumları ortadan kaldırılır. Duyarsızlaştırma tedavisinin nasıl etkili olduğu son zamanlarda ortaya çıkartılmıştır. Bu uygulama sonucu kandaki IgE düzeyi düşmekte, histamin salgılanması azalmakta ve IgG antikorlarının kandaki miktarı çoğalmaktadır. IgG miktarının artışı iki yönde etkili olmaktadır. IgG vücuda giren allerji yaratıcıyı etkisiz hale getirmektedir. Öbür yandan da IgG fazla miktarda bulunduğunda bağışıklık sisteminin “Hatırlayıcı” olaylarını etkilemektedir. IgG, allerjen ile yeniden karşılaştığında, IgE yapımına yönelik hatırlayıcı olayları azaltmaktadır. Bu daha az IgE yapımına neden olmaktadır.

Allerji olaylarının bir başka tedavi yolu da ilaçlarla tedavidir. Allerjik olayın gelişmesinde histamin adlı maddenin ne kadar olumsuz bir rol oynadığım daha önce belirtmiştik. Tedavide de amaç bu olumsuz maddeyi etkisiz hale getirmektir. Bu nedenle histaminin karşıtı, yani antihistaminik ilaçlar kullanılmaktadır Antihistaminik ilaçlar, histaminin kötü etkilerine engel olmaktadır. Bu ilaçların hangileri olduğu ve etki biçimleri, sitemizin “İlaç bilimi” bölümünde anlatılmıştır. Bu allerjik olgularda kullanılan öteki ilaçlarsa “Kortizol” lü ilaçlardır.

UÇUK VE AFTLAR

Uçuk ve AFT'lar

Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür.

Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?

  • STRES: Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir.Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.
  • YİYECEKLER: Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.
  • TRAVMA: Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.
  • DİŞ MACUNU: Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan "sodyum lauryl sulhate" ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir. Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom's of Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)
  • SİSTEMİK HASTALIKLAR - Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır. Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.
  • DİĞER NEDENLER: B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir.

YÜZ FELCİ

Yüz Felci Ne Demektir?

Yüz hareketlerini (dudak, yanak, kaş,göz çevresi) yapmamızı yüz siniri (fasial sinir) aracılığı ile sağlarız. Beyinden gelen hareket emirlerini yüz siniri, yüz kaslarına ileterek istediğimiz hareketleri yapmamızı sağlar. Eğer beyindeki veya yüz sinirindeki bazı hastalıklar bu iletiyi engellerse yüz felci oluşur ve yüz hareketleri kısmen ya da tamamen ortadan kaybolur. Yüz felci tıbbi olarak fasial paralizi olarak isimlendirilir.

Yüz Siniri Nerededir?

Beyin ile beyin sapı arasında yüz sinirini oluşturacak lifler karışık bir şekilde gelir. Bu bölüm daha çok Nöroloji ile ilgilidir. Beyin sapından sonra yüz siniri kıvrımlı bir yol izler. İç kulak yolundan geçerek, orta kulağında çevresini dolaşır ve kulak arkasından doğru birkaç dal halinde yüz kaslarına ulaşır. Yüz kaslarına ulaşmadan önce kulak önündeki tükürük bezinin içinden geçer. İç kulak yolundan geçerken işitme siniri ile birlikte bulunur. Yolu boyunca bazı dallar verir ve bu dallar çeşitli görevler yaparlar. Gözyaşı bezinin salgısını, çene altındaki tükürük bezlerinin salgısını ve dilin tat hücrelerinin görev yapmasını da yüz sinirinin dalları sağlar.

Yüz Felcinin Nedenleri Nelerdir?

2Yüz felci beyinle beyin sapı arasındaki veya beyin sapından yüz kaslarına kadar olan bölümdeki birçok hastalığa bağlı olarak gelişebilir. Beyin-beyin sapı arasındaki yüz felci nedenleri genellikle beyin kanamasına bağlıdır ve nöroloji bölümünde incelenirler. Bu nedenlerle oluşan yüz felcine merkezi yüz felci denir. Beyin sapından sonraki yüz siniri hastalıklarında oluşan yüz felcine ise periferik yüz felci denir.

Teşhis Nasıl Konur?

Çevre sisnir sistemi (perifer) nedeniyle felç söz konusu ise gözün biri sürekli açıktır ve tam kapanmaz vede ağzın bir yanı sürekli sarkıktır.Hastanın durumunun tam anlaşılması için kişinin dişlerini tam göstermesi, ağzını büzerek öne doğru çıkarma, burnunu sağa sola oynatma, alnını kırıştırma, gözleri kapama ve tat alma denemeleri yapılır.Tat alama denemesi için dört ana grupta: tatlı, tuzlu, ekşi ve acı besinlerin tadına bakılır.Yüz felçinin sebebinin virüs, bakteri veya başka nedenlerden mi olduğu uzman doktorlarca yapılan testlerle teşhisi konur.

Nasıl Tedavi Edilir?

Yüz felcinin tedaviside yine sebebe göre yapılır. Bell paralizisinde tedavi ilaç tedavisidir. Hastanın diğer hastalıkları izin verirse (tansiyon, şeker yüksekliği veya mide problemleri) kortikosteroidler ve B vitamini ilaçlar verilir. Buna ilave olarak mide için ilaçlar, göz kurumalarını önlemek için yapay gözyaşı veya antibiyotikli kremler verilir. Hastanın dikkat etmesi gereken durumlar olarak yüz kasları üzerine masaj yapılması, sıcak uygulamaları, yüz kaslarını hareket ettirmek için sakız çiğnenmesi sayılabilir. Ramsay-Hunt sendromunda ilave olarak virüslere karşı da ilaç verilir. Eğer yüz felcinin başka bir sebebi bulunursa bu hastalık ilaç ya da ameliyatla tedavi edilir. Bu tedaviler o hastalıkla ilgili bölümlerde anlatılmıştır. Örneğin iç kulak tümörleri veya kronik orta kulak iltihaplarına bağlı yüz felçleri ameliyat gerketiren hastalıklarken, akut orta kulak iltihabına bağlı yüz felci kulak zarını çizmek ve antibiyotik ile tedavi edilir.

Ameliyat Gerekli midir?

Yüz felcinin bazı sebepleri ameliyat gerektirir. Yukarıda da bahsedildiği gibi tümör (kafa içinde veya tükrük bezlerinde), kronik orta kulak iltihapları ameliyat gerektirir. Ancak genellikle ilaçla tedavi edilen Bell paralizisi gibi hastalıklarda bazen ameliyat gerektirir. Ne zaman ameliyat gerektiği kesinlik kazanmış bir konu değildir. Buna karar verirken ilaca ne derece yanıt alındığı, yüz felcinin derecesi, elektrofizyolojik testlerin sonuçları ve başlangıçtan beri geçen zaman dikkate alınarak karar verilir. Bu karar doktorunuz tarafından uygun şekilde alınacaktır.

Ne Gibi Ameliyatlar Yapılmaktadır?

Yüz felci sebebine göre değişik ameliyatlar yapılmaktadır. İç kulak tümörlerinde kafa kemiklerini açarak ya da kulak arkasından girerek tümör çıkartılmaya çalışılır. Bazı iç kulak tümörlerinde henüz yüz felci gelişmemişse de ameliyat sonrası oluşabilir. Yüz sinirinden kaynaklanan bir tümör varsa tümörle beraber sinirin bir kısmıda çıkarılır. Geride kalan sinir kısmı onarılmaya çalışılır ancak bunu için bazen başka sinirleri yüz sinirleriyle birleştirmek gerekebilir. Kronik orta kulak iltihaplarına bağlı yüz felcinde orta kulaktaki iltihap temizlenir ve yüz sinirini saran kılıf açılarak iltihabın temizlenmesi sağlanır. Tükrük bezi tümörlerine bağlı yüz felcinde tükrük beSzi ile beraber yine sinirin tümörle tutulan kısmıda çıkarılır. Bell paralizisi veya Ramsay-Hunt sendromundaki yüz felcinde ilaç tedavisinin sonucuna göre eğer ameliyat gerekirse genellikle yapılan işlem kulak arkasından girilerek sinire ulaşmak ve etrafındaki kılıfı açmaktır.

Yüz sinirinin ilaçla ya da ameliyatla tedavi edilemeyeceği görüldüğünde bazı yardımcı ameliyatlar yapılır. Bunlar arasında başka sinirlerle hareket eden kasların yüze transferi, başka sinirlerin yüz sinirine birleştirilmesi, göz kapaklarına altın ağırlık yerleştirilmesiile gözlerin kapanmasının sağlanması gibi ameliyatlar yapılabilir.

Fizik Tedavi Gerekli midir?

Yüz kaslarına fizik tedavi yöntemlerinin uygulanması yüz sinirine yeniden fonksiyon kazandıran yöntemler değildir. Ancak özellikle uzun süren yüz felçlerinde yüz kasları hareketsizlikten güçsüzleşirler ve daha sonra yüz siniri çalışsa bile yüzde asimetri ve güç kaybı olabilir. Bu nedenle hastanın kendi kendine uygulayabileceği masaj ve sakız çiğneme dışında fizik tedavi uygulanması önerilmektedir.